Ayna’ya Dair (Yarışma İkincisi)
Bize kendimiz gibi şarkılar lazım değil mi aslında? Baktıkça, dinledikçe kendimizi görelim, kendimizi bulalım diye… Zaten Ayna’nın doğası da bunu gerektirmez mi? Ve yetmez mi kendimizi bulmak için Ayna’ya bakmak ve Ayna Şarkıları dinlemek.
Ben hayatın zorluklarından geçerken, bu şarkıların duygu yüklü mısralarına sığındı yüreğim. Kimi zaman en yalnız anımda bana sahip çıktı bu şarkılar, kucak açtı, bağrına bastı.Kimi zaman da akıttığım göz yaşlarıma mendil uzattı.Şarkıların her dizesinde tekrar tekrar keşfettim aşkı, sevgiyi, dostluğu ve daha neleri…
Kendimi buldum her şarkıda. Ya gidenler hatırlatıldı bana ya da beklediklerim.Unutulmayanlarda vardı elbet, tıpkı yanımda olanlar gibi.
Ben Ayna’ı dinlerken hiç tanımadığım diyarları “Meçhul Şarkıcı”nın eşliğinde gezdim, kendimi yeniden keşfettim. Bir şarkıda küçük bir çocuktum. Çeşit çeşit kır çiçekleri arasında rengarenk kelebeklerin peşinden koştururken buldum kendimi. Bazen de bomboş sokaklarda yağmur altında yalnız dolaştım.Kimi zaman ıssız sahillerde dalgalarla dertleştim.En çokta geride kalan ya da yetişemediğim sevdiklerimi aradım, kanayan yaralarıma aldırmadan.
Ayna Şarkıları’nı dinlerken kendimi buldum her bir şarkıda.Hüznümün göz yaşlarını gizlice yüreğime akıtırken, mutluluğumun sözcüklerini mavi boşluğa coşku içinde haykırıyordum. Bir dağın yeşil yamaçlarında sevdanın izini sürüyordum. Bir kuşun kanadında saklıydı sevda. Ben aradıkça, peşinden koştukça uçup kaçan. Belki de bir balığın kuyruğuna takılmıştı. Ben tutmak istedikçe dalıp uzaklara giden. Kim bilir belki de Ayna’ya baktığımda gördüğümün yüreğindeydi sevda.
Şimdi Ayna’ya bakıyorum da; yıllardan bana geriye kalan gözümdeki yaşlarla hiçbir yare sığdıramadığım yüreğim. Ve bir de beni anlatan o her damla göz yaşında saklı acıyla işlenmiş şarkılar. Bir tek sahibine yakışan. En çok sahibine yakışan….